13 Kasım 2009

2010 Formalar



2010 Dünya kupasına yarım sene kala ülkeler tek tek giyecekleri formaları tanıtmaya başladılar. Açıkcası çok kıskanıyorum. Keşke şimdi bizde gitseydikte turkuaz mı kırmızı mı tartışmaları yapıyor olsaydık. Adidas giyecek ülkelerden Arjantin, Almanya, Japonya, Meksika, Rusya'dan sonra şimdi de İspanya tanıttı yeni formalarını. Koyu lacivert şorttan açık maviye dönmeleri fena olmamış. Benim şuan ki favori formam ise Rusya .. Tabi umarım dünya kupasına kalırlarda bizde o formaları izleriz..





Milli Maç Ekranı


14 Kasım Cumartesi

18:00 Rusya-Slovenya / Eurosport (2010 Dünya Kupası Play-Off)
19:00 Brezilya-İngiltere / NTV Spor (Hazırlık Maçı)
20:00 Yunanistan-Ukrayna / Futbol Smart & Eurosport (2010 Dünya Kupası Play-Off)
21:45 İspanya-Arjantin / Kanaltürk (Hazırlık Maçı)
22:00 İrlanda-Fransa / Eurosport (2010 Dünya Kupası Play-Off)
22:30 Portekiz-B.Hersek / Futbol Smart (2010 D. Kupası Play-Off)

12 Kasım 2009

Homeless


2 gündür olayların eksik olmadığı Ankaragücü'de bir krizde dün akşam yaşandı. Yazın büyük sükse yapan transferleri Darius Vassell dün akşam kaldığı otelden ayrıldı. Bunun nedeni de yönetimin otel parasını ödememesi. Doğal olarak neye uğradığına şaşıran Vassell apar topar eşyalarını toplayıp başka otele yerleşmiş. Yanından hiç ayırmadığı eşya ise Türkiye'de kaldığı sürece her yerde resmini gördüğü ve merak edip araştırdıktan sonra hayran kaldığı ATATÜRK'ün portresiymiş. Ücretini ödeyip otelden satın almış. Ülkemizde hala Atatürk'e saygı duymamakta direnen kişileri gördükçe veya okudukça Vassell'e helal olsun diyorum. Bravo Vassell inşallah ülkemizden hemen gitmezsin. Ankaragücü'nden ayrılsan bile başka bir Türk takımında oynarsın.

Güzel Fikir


İskoçya'nın 2 devi Celtic ve G.Rangers'ın Premier League'de mücadele etmeleri öngörülmüş. Bu önerinin sahibi de Bolton'un başkanıymış. Bana çok güzel bir fikir olarak geldi. Çünkü bu iki takım İskoçya ligine çok fazla. Çok güzel olabilirdi ama olmamış. Bunun olabilmesi için 20 takımın en az 14'ü evet demeliymiş ama dememişler. Yine de fikri çok yaratıcı buldum.
Bu arada resimde gol atan Celtic'lilerin Rangers taratarı önündeki sevinci çok iyi yansımış ..

10 Kasım 2009

İstediği Oldu


Bende 1-2 yıldır merak ediyordum açıkcası Jesus Navas niye milli takımda yok diye. Sonuçta bence İspanya'nın son zamanlarda yetiştirdiği önemli sağ kanat oyuncularından biri. Kendisi de geçenlerde 'milli takımın açıklanmasını merakla bekliyorum' diye açıklama yapmış. Artık U21'den takım arkadaşlarım Negredo,S.Ramos,D.Silva gibi bende milli takıma seçilmek istiyorum demiş. Del Bosque'de onun bu beklentisini boşa çıkarmadı ve Arjantin ve Avusturya ile oynanacak hazırlık maçları kadrosuna davet etti J.Navas'ı.

Benim bir diğer merak ettiğim kişi ise kaleci Victor Valdes'in niye milli olmadığı. Tamam elbette Casillas'ı kesecek değil ama İspanya'nın 3. kalecisi olarak bile çağrılmıyor..

9 Kasım 2009

10 Kasım


''Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır''. M.Kemal ATATÜRK

Atamızı 71. ölüm yılında saygıyla anıyoruz ..

Zamanı Geldi


Malum hafta sonu Stoke City - Hull City maçında Tuncay'ın başına gelen traji-komik olay herkesce biliniyor. Sene başında Fenerbahçe'ye gelip gelmeyeceği merakla beklenen Tuncay birçok insanı şok eden bir kararla Stoke City'ye gitmişti. Tuncay kariyerime Premier Leauge'de devam etmek istiyorum dese de bence asıl mesele 1 yıl daha yurtdışında kalıp bedelli askerlikten yararlanmak istemesiydi. Son maçta teknik direktörü 81. dakika da oyuna sokup 7 dakika sonra oyundan çıkarınca özellikle Fenerbahçeliler Tuncay'ın İngiltere defterini kapatıp evine dönmesini istiyor. Ne yalan söyleyeyim bence de artık zamanı geldi. Dön artık evine Tuncay ..

8 Kasım 2009

Gelenek Maalesef Bozulmadı


Öncelikli sorum Q.Sanchez Flores'e. Agüero gibi bir golcü böylesine önemli bir maça neden yedek başlar? Üstelik hafta içinde Chelsea'ye neler yaptığını biliyoruz. Real maça hızlı başladı. Onlarda da Raul üç maç üst üste yedek başlıyordu. Kaka artık kendisiyle özleştirebileceğimiz o imza golünü attı. Atletico 10 senedir kendi sahasında Real'i yenememenin verdiği psikolojik baskıyla çıktı sanki maça. O psikolojik baskıyı en iyi ülkemizdeki en önemli derbiden dolayı herkes bilir. 2.golde Marcelo ters ayağıyla topu ulaşılması zor bir yere gönderdi ve gol sevinci yine hepimizin tanıdığı bir dans olan yengeç dansıydı. Marcelo , R.Carlos'u sadece futbol olarak değil tüm özelliklerini izleyerek örnek almış olmalı. Şaka bir yana ilk yarıda Atletico adına Simao'nun bom boş olan Forlan'a pası vermek yerine şut atmayı tercih ettiği bir pozisyon varki o atak gol olsa herşey daha farklı olabilirdi. 2.yarı beklenildiği gibi Agüero ile başladı Flores. Ama defansın yaptığı bir hata varki (gerçi Higuain'inde hakkını yemeyelim) evlere şenlik ve sonuç 3-0. Herşey bitti derken açıkcası maç bu dakikadan sonra renklendi. Pellegrini Raul'u oyuna aldı, iki forvetini de çıkarttı, S.Ramos kırmızı kartla atıldı , Forlan çok şık bir verkaçla golünü attı. Bu dakikadan sonra Atletico bişi yapamaz derken hemen ardından Agüero ile gelen gol benim de evde goool diye bağırmama ve Atletico tribünlerinin son 10 dakikaya tezahüratlarla girmelerini sağladı. Atletico sağdan soldan Real kalesine gelirken işte 91. dakikada Agüero'nun Casillas'la karşı karşı kaldığı pozisyonda kaçırdığı gol tüm ümitlerimizi yıkmıştı. Sonuçta maalesef gelenek bozulmadı ve Vicente Calderon'da bir kez daha Real kazandı. Son olarak hakeme değinmeden geçemeyeceğim. Taraflı tarafsız herkesin dikkatini çekmiştirki bütün takdir hakkalarını Real'den yana kullandı ve bu işi baya bi abarttı. Valla böyle bir maç bizim ülkemizde yönetilse gelişecek olayları tahmin etmek hiç zor değil. Ama yine de son 10 dakikası nefes kesen Madrid derbisi izlemeye bir kez daha değdi ..

6 Kasım 2009

Hafta Sonu Futbol Ekranı


7 Kasım Cumartesi
17:00 Manchester City-Burnley / Spormax
19:30 Wolverhampton-Arsenal / Spormax
20:00 Trabzonspor-Beşiktaş / Lig TV
20:00 PSG-Nice / Kanal A
21:00 Barcelona-Real Mallorca / NTV
21:45 Atalanta-Juventus / NTV Spor
22:00 Sochaux-Lens / Kanal A
22:30 Atletico PR-Goias / Spormax
23:00 Atletico Madrid-Real Madrid / NTV
8 Kasım Pazar
13:00 CSKA Moskova-Rubin Kazan / Spormax
13:30 Giresunspor-Altay / D Spor
14:45 Falkirk-Celtic / Euro Futbol
15:30 AZ Alkmaar-Feyenoord / Futbol Smart
16:00 Sivasspor-Kayserispor / Lig TV
16:00 Lazio-Milan / NTV Spor
16:30 Hannover 96-Hamburg / TRT 3
17:30 Twente-Ajax / Futbol Smart
18:00 Toulouse-Rennes / Kanal A
18:00 Chelsea-Manchester United / Spormax
20:00 Fluminense-Palmeiras / Spormax
20:00 Lille-Bordeaux / Kanal A
20:00 Diyarbakırspor-Galatasaray / Lig TV
21:45 Inter-Roma / NTV Spor
22:00 Lyon-Marseille / Kanal A
22:00 Sevilla-Villareal / NTV

Avrupa'da rahat gece


Avrupa gecesinde iki galibiyetle devam etmemiz moral açısından iyi oldu. İki İstanbul takımı da Bükreş maçlarından 12 puan çıkarttı. Maça baktığımızda Fenerbahçe çok baskılı başladı maça istekli ve arzulu gözüküyorlardı. Daum aynen Bükreş'te olduğu gibi tek forvet Kazım'la başladı. Bence Fenerbahçe'nin tam ihtiyacı olan Kazım tipinde bir forvet. Fakat Kazım'ın forvet özellikleri kısıtlı olduğu için her ne kadar iyi niyetli çalışsa da golcü kimliği yok. Andre Santos'un çok şık golüyle öne geçtikten sonra baskıyı devam ettirmeye çalıştı Fenerbahçe fakat sonra artık klasikleşen geriye yaslanmayla birlikte Steau atakları golün habercisiydi. Bu sene Fenerbahçe iki farkı yakalamadıkça taraftar çok rahat maç izleyemeyecek anlaşılan. 2.yarıda kilidi açan isim yine Alex oldu. Harika asistinden sonra muhteşemde bir gol attı. Gecenin diğer bir önemli notu da Alex'in avrupa kupalarında çıktığı 50.maçla bu alanda rekoru elinde tutan Rüştü'yü geride bırakmasıydı ve attığı 14 golle de bu alanda Fenerbahçe'nin en golcüsü. Artık matematiksel olarak kesinleşmesede gruptan çıktı diyebiliriz Fenerbahçe için.





Galatasaray'a dönersek maçın seyircisiz oynanacağını bilmek belki de bu kadar rahat geçiceğinin kanıtıydı. Futbolun en güzel tarafı olan seyirci ne kadar önemliymiş bir kere daha gördük,her ne kadar rahat bir galibiyet gelmesini sağladıysa da. Sivas maçının aynı on birini sürmüştü Rijkaard sahaya. Keita ve Elano'nun yedekte beklemesi gözlerin yine Kewell ve Arda'ya çevrilmesine yol açmıştı. Hızlı bir başlangıçtan sonra gelen önce Kewell’ın golü ve hemen ardından Sabri’nin son yıllarda göremediğimiz şıklıktaki ortasına Nonda’nın kalecinin de yardımıyla attığı gol maçın geri kalanını rölantiye çevirmişti. Zaten rakibin de gol atıcak hali yok gibiydi. Orta sahadaki M.Topal-M.Sarp-Barış üçlüsü çok dirençli bir görüntü çizdi.M.Topal’ın golü tam jeneriklikti. Ancak anlamakta güçlük çektiğim nokta şu ki, 25.dakikada 2-0 olan bir maçta rakibin direnci düşmüşken neden Linderoth gibi uzun süren sakatlığından kurtulmaya çalışan bir oyuncuyu en azından 45 dakika denenmemesidir. Aynı şekilde Türkiye’de istediği havayı bir türlü yakalayamayan Elano’nun moral bulması için gerekli süreyi bulması bulması ve oyuna daha erken alınmamasıdır.Neticede rahat bir galibiyetle gruptan çıkmayı garantiledi Galatasaray.

5 Kasım 2009

Owen & Gerrard


Geçtiğimiz günlerde Liverpool'un kötü gidişinin nedenlerinin başında Xabi Alonso'nun takımdan ayrılmasının çok büyük bir faktör olduğunu açıklamıştı Kaptan Gerrard. Bu görüşünde haksız sayılamaz ama tek nedenin de o olduğunu sanmıyorum..

Bu kez bir başka açıklaması hoşuma gitti Gerrard'ın. Çook eski takım arkadaşı Michael Owen'ı ezeli rakipleri Manchester United'ın kırmızı formasıyla izlemeye alışamadığını açıkladı. 4-4-2 dergisine konuşan Steve-G şunları söyledi : '' Bu çok garip ve doğru görünmüyor. Ben onunla 10 yaşımdan beri Liverpool'un kırmızısıyla oynadım ve dolayısıyla onu United'ın kırmızısıyla izlemek benim için çok zor. Elbette bu onun kullanması gereken bir şanstı ve kişisel olarak ona iyi dileklerimi sunuyorum ama aynı şeyleri Manhester United için söyleyemeyeceğim'' .. Bu sözlere katılmamak mümkün değil bence. Liverpool'un o kadrosu mükemmel isimlerden oluşuyordu. Gerrard,Owen,McManaman,Fowler .. Var mı itirazı olan ??

Oldu mu bu şimdi?


İlk önce Milan maçında oynabilir dendi olmadı. Merakla ne zaman dönücek derken 1 ay daha devam edecekmiş Ronaldo'nun sakatlığı. Haftasonu oynanacak Atletico-Real derbisinde göremeyecek olmamızda kabul edilebilir belki ama asıl hayal kırıklığı Camp Nou'da da oynamayacak olması. Bu senenin başından beri El Clasico'yu başka bir deyişle Messi-Ronaldo kapışmasını bekleyenler ligin 2. yarısını beklemek zorunda ne yazık ki ...

Eski dost düşman olmaz


Merakla beklenen maçın 2. ayağı da tamamlandı. İlk maçtaki kadar hayecanlı geçmesede bu maçı diğerinden ayrı kılan diğer bir faktör Kaka'nın San Siro'ya geri dönmesiydi. Açıkcası Milan taraftarının Kaka'yı protesto etmesi hiç hoş olmazdı ve olmadı. Zaten 'Grazie Kaka' pankartlarıylada Kaka'ya yaptıklarından dolayı teşekkürü ihmal etmediler. Kaka'da Real hücumlarının organizatörlüğünü yürütsede Milan'ın başına çok dert açmadı. Maç Benzema ve Ronaldinho'nun karşılıklı golleriyle 1-1 sona erdi. Bana kalırsa Milan bu iki maçtan 4 puan çıkartarak kimsenin beklemediği bir iş başardı.

4 Kasım 2009

Champions League

Champions League - Group A
Bayern Munich 0 - 2 Bordeaux
Maccabi Haifa 0 - 1 Juventus
Champions League - Group B
Besiktas
0 - 3 Wolfsburg
Manchester U.
3 - 3 CSKA Moscow
Champions League - Group C
AC Milan
1 - 1 Real Madrid
Marseille
6 - 1 Zurich
Champions League - Group D
APOEL Nicosia
0 - 1 FC Porto
Atletico Madrid 2 - 2 Chelsea
Champions League - Group E
Fiorentina 5 - 2 Debrecen
Lyon 1 - 1 Liverpool
Champions League - Group F
Rubin Kazan 0 - 0 Barcelona
Dynamo Kyiv 1 - 2 Inter
Champions League - Group G
Sevilla 1 - 1 Stuttgart
Unirea Urziceni 1 - 1 Rangers
Champions League - Group H
Arsenal 4 - 1 AZ Alkmaar
Standard Liege 2 - 0 Olympiakos

3 Kasım 2009

Milan - Real



'' Biz rakipteki futbolcuya değil kendi futbolumuza bakarız ve maç saatini bekleriz '' Milan-Real Madrid maçı öncesi Ronaldinho'nun açıklaması ..


Bu arada Milan - Real demişken Milan taraftarının Kaka'yı nasıl karşılayacağını merakla bekliyorum. Ama bence birkaç çatlak sesin dışında protesto olmayacak aksine Kaka'yı alkış yağmuruna tutmalarını bekliyorum yani diliyorum ..




Bu arada David Beckham'ın ocak ayında tekrar Milan'a gelmesi kesinleşti. Galliani yaptığı açıklamada Beckham'ı tekrar kiraladıklarını duyurdu. Böylece Beckham için 2010 dünya kupasına gitmek için önemli bir engel aşıldı keza Capello onun için 2010'a gitmek istiyorsa avrupada oynamalı demişti.

2 Kasım 2009

Melo Nihayet


Umarım bu yazıyı yazmak için erken değildir. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda o muhteşem 2003 NBA draftını herkes hatırlar heralde. İlk beş sırada seçilen oyuncuların hepsi bir süperstar olarak geldi NBA'e bir tanesi istisna. İstisnadan kastımı anlamışsınızdır umarım (D.Miliçiç). Aralarında en çok Carmelo Anthony beklentilerin altında kaldı. Saha içinde o müthiş hızlı ilk adımları, skorer oyunları,şutları bir türlü istenen istikrarda devam etmedi. Hep LeBron'un gölgesinde kaldı ve saha dışı olaylarıyla gündemde kaldı genellikle. Denver her sene Melo'nun yanına gerekli parçaları eklemeye çalıştı ama onlarda beklenen başarılara imza atamadılar. Fakat bu sene o talihsizliklerini kıracaklarmış gibime geliyor. Melo sezona mükemmel başladı durdurulamıyor. Sırasıyla 30, 41 ve 42 sayı attı. Takımın skor anlamında lideri ve bu sefer yanında tecrübesiyle ön plana çıkan Billups da kararlı gibi gözüküyor. Carmelo bu sezon bu istikrarını tüm seneye yayabilirse önemli işler yapabilirler ve artık LA Lakers'a elenmezler umarım. Batıda Denver'dan bu sene iyi işler bekliyorum.

Appiah Bologna'da


Evet evet geçirdiği sakatlık sonrası futbola 2 yıl ara veren Appiah tekrar Seria'ya döndü. İtalya liginde 9 puanla 17. sırada bulunan Bologna eski bir dostu kadrosuna kattı. Bologna kulübü internet sitesinden yaptığı açıklamada Appiah ile 2 yıllık sözleşme imzalayacaklarını duyurdu. Kariyerinin büyük bir kısmını İtalya'da geçiren Appi yaşadığı sakatlık sonrası 2 yıl sahalardan uzak kalmıştı. Peki bu süreçte ne mi yaptı? Çalışmalarına devam edip Tottenham'la idmanlara çıktı olmadı ama en önemlisi bizim oturup evimizde izleyeceğimiz Dünya Kupasına ülkesi Gana'yı götürmeyi başardı. Futbola tekrar hoşgeldin Appiah umarız aramızdan bir daha ayrılmazsın ..

1 Kasım 2009


Maç başlamadan önce Alex'in oynamayacağını öğrenmemiz zaten bir terslik olacağının sinyali gibiydi. Kötü hava,kaygan zemin,derbi rehaveti derken Kazım-Güiza çift forvet başlamamız ve M.Topuz'un extra motivasyonla çıkabileceği umutlarımızı arttırıyordu. Ama o da direkten dönen top dışında maçta yoktu. Yine de şans eseri bir golle öne geçtik. Gerçi Süleymenou bunu sık sık yapıyo bir benzerinide 2008'de Servet'e yapmıştı. Daum'la birlikte artık bir klasik haline gelen öne geç ve bekle her zaman ki gibi sıkıntılar yaşatıyordu nitekim direkten dönen toptan sonra geride beklemeye başladık ve Kayseri akın akın geldi Fenerbahçe kalesine. Benim anlamadığım bir diğer konu ise neden gol yemeden önce Semih girmez oyuna da hep maçı kurtarmak adına girer. Kenarda futbola aç bir Özer varken Arjantin maçından sonra kış uykusuna yatan solbek Dos Santos'u forvet arkasına koymak hangi aklın ürünüdür. Bu maçtaki puan kaybı derbi galibiyetine gölge düşürdü ama bu köprünün altından daha çok sular akar. Haftaiçindeki Steau maçından sonra iki haftalık bir ara bekliyor Fenerbahçe'yi umarım tüm sakatlar düzelir ve Beşiktaş maçıyla birlikte galibiyet serisi devam eder..

Hedo Sahnede


NBA'in bizim açımızdan beklenen maçı sezonun hemen başına denk geldi. Hidayet; yeni takımı Toronto ile eski takımı Orlando karşısına çıkıyor.Sezon başında transfer döneminin en dikkat çeken oyuncularındandı Hedo. Orlando da kaldı Portland'a gitti geldi derken en sonunda Raptors'ın yolunu tuttu.Orlando kendisinin açığını Vince Carter'ı alarak kapattı ki bence Orlando için çok yerinde bir transfer oldu tam aradıkları parçaydı belkide. Hidayet gittikten sonra Orlando takım menajerinin Hedo'yu bilerek tutmadık daha iyi bir parça olan Carter'ı tercih ettik gibi açıklamaları bakalım Hidayet üstünde nasıl bir etki yapıcak bu maçta bekleyip görücez. İnşallah bol skor yapar Hedo gerçi bu sezon en 4 kere karşılaşıcaklar ama şimdiden güzel bir maç bekliyorum. Bizim açımızdan da güzel bir saatte akşam 8'de oynanacak olması Hidayet'inde Türkiye'den izlenileceğini biliyor olması olumlu bir etki yapabilir.

Geri Dönüşün Kralları



Bu başlığı aslında Euro 2008'de duymaya çok alışmıştık. Milli takımımız son dakikalarda attığı gollerle birçok sevinç yaşatmıştı bizlere. Hem de birçok maçta çok iyi oynamamamıza rağmen kadere bakın ki en iyi oynadığımız Almanya maçında bu kez son dakika golüyle bizler yıkılıyoduk. Bu son dakika golleri bizi dünyaya geri dönüşün kralları olarak tanıtmıştı. Ama son iki haftada da gördük ki başka bir geri dönüş kralları da yine bi akdeniz ülkesinde çıktı karşımıza. Geçen hafta Milan'a karşı 90+1 ve 90+3'te atıığı gollerle adından söz ettiren NAPOLI bu hafta da mükemmel bir galibiyete imza attı. Hem de bir başka Italyan devi Juventus karşısında. 2-0'dan geri geldiler hele yedikleri bir 2.gol var ki evlere şenlik ama muhteşem bir geri dönüşle maçı 2-3 kazandılar. Napoli yönetimi teknik direktör Donadoni yollamakla ne kadar iyi bir iş yaptıklarını kanıtlamışa benziyorlar. Şu anda daha iyisini görene dek yeni geri dönüşün kralları Napoli ..



Ingiltere'ye döndüğümüzde de Liverpool hayal kırıklığı yaratmaya devam ediyor. Halbuki geçen hafta derbi de Manchester'ı 2-0 yendiklerinde dünyada birçok insanı mutlu etmişlerdi ama bu hafta Fulham'a yenilerek tam bir hayal kırıklığı yarattılar. Ve böylece bana kalırsa bu sene de lig şampiyonluğuna ne kadar uzak olduklarını kanıtladılar. Gerçi bu maçta S.Gerrard yoktu ama Liverpool yine de kazanmalıydı. İnsanın aklına şu soru da gelmeden edemiyor. Acaba geçen hafta Sir Alex Ferguson'un dediği gibi Gerrard ve Torres olmadan Liverpool sıradan bir takım mı ?