6 Mayıs 2010

Anlam Devam Ediyor


Türkiye Kupasının son yıllardaki en büyük anlamı Fenerahçe'nin 27 senedir alamıyor olmasıydı. Neticesinde bu anlam bozulmadı ve gelecek sezonlarda da Türkiye Kupasını kimin kazanacağından çok Fenerbahçe'nin kazanamamasının anlamı olacak bu kupa. Dünkü maçtan sonra yine çok üzülmedim. Çünkü daha kupa görmemiş bir insan olarak bir özlem duymuyorum.

Maça gelecek olursak Trabzonspor çok iyi oynadı ve haklı bir şekilde kazandı. Volkan ve Lugano'nun çabalarına rağmen birçok gol pozisyonu buldular. Fenerbahçe'de bir çok oyuncu vasat ile oynamadı. Tek olumlu diyebileceğimiz şey ise Alex'in müthiş golüydü. Her Fenerbahçelinin avuntusu gibi en azından kupanın kaybedilmesi ders olurda son iki maçı kazanıp şampiyon oluruz. Yoksa sene sonunda yine kupasız bir sezon geçirmiş olucağız. Ama ligde ki son haftalardaki performans devam ederse 2'de 2 yaparız.

Son olarakda Urfa'da gerçekleşen bu organizasyonda oluşan atmosfer, halkın ilgisi ve iki takımın maç öncesi ve sonrası fair play davranışları hakikaten çok güzeldi. Umarız bu öyle devam eder.




30 Nisan 2010

Elden Kaçan Balık Büyük Olursa?


Elbetteki hiç kimse Fenerbahçe'den büyük değildir. Elbetteki o çubuklu forma kutsaldır. Ne Tuncaylar, ne Aureliolar, ne Semihler, ne Ömerler ve de ne Aziz Yıldırımlar Fenerbahçe'den büyük değildir. Ama yıllarca bu kulübe hizmet etmiş sporcularla da ayrılırken bile karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesin de yolları ayırmak gerekir. Taraftar da bunu hissetmelidir. Tuncay'ın Aurelio'nun bonservissiz gitmeleri tabiki bizleri üzmüştür. Mirsad'ın lig bitmeden Efes'e imza atması tabiki bizleri üzmüştür hatta Semih'in ve son olarak Ömer Aşık'ın kulübe ihtar çekmeleri tabiki üzmüştür ama bu durumlar taraftara yansıtılmadan sessizce çözülmelidir. Nasıl yönetimin doğru ve yanlış hareketleri oluyorsa sporcularında zaman zaman olması normaldir. Sene başında Mirsad Efes'e imza atmasına rağmen sözleşmesini uzatıyorsun sonra da haftalarca oynatmıyorsun. Sonra kim zarar görüyor tabiki takım. Euroleague'den erkenden eleniyorsun. Hem de 2010'da final four beklediğin euroleague'den. Sonra noluyor? Yabancılar oynamadan milyonlarca euro alıyor (helal olsun kimsenin parasında gözümüz yok) Semih'in kontratını kafana göre uzatıyorsun, Semih'te kulübe ihtar çekince nasılsa bizim çocuk hallederiz mantığıyla davranıyorsun. Ceza olarak maçlarda oynatmıyorsun. Sonuç? Yine olan takıma oluyor. Son olarak ta Ömer Aşık parasını alamadığı için ihtar çekmiş kulübe ve onuda basketbol takımının en fazla ihtiyaç duyduğu adamı kadro dışı bırakıyosun. İşin acı tarafı NBA'e gitmesin diye sene başında yaptığın kontratı geçersiz diyerek yok sayıyorsun. Yönetim bu konularda bence çok yanlış daavranıyor. Kendi içinde çözebileceği ufak meseleleri daha sonra içinden çıkılamayacak hale sokuyor. O Ömer Aşık ki takımın en yararlı oyuncusu, sene sonunda Galatasaray'ın ilk hedefi haline geldi. Sonra da basketbol salonları neden dolmuyor diye konuşuyoruz. Sene başı elden giden Enes Kanter'in McDonald's All-American'da neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Artık bu konularda daha dikkatli davranılması gerekiyor. Yönetimin her alanda Fenerbahçe Acıbadem gibi kadrolar kurması, taraftarında her branşta tribünleri doldurması gerekiyor. Elbette ki kimse Fenerbahçe formasından büyük değil ama sonra da elden kaçan balığın büyük olduğu farkedilince insan üzülmeden edemiyor.

23 Nisan 2010

Yönetimden Bilet Jesti


Bu sene başında çok kızdık bilet 55 lira olur mu diye.. Yönetim aldırış etmedi kombine al o zaman dedi. Baktı öyle olmayacak önce 44 daha sonra 22 lira yaptı biletleri. Ama son hamlesi gerçekten güzel bir jest oldu. 120 liralık kasımpaşa biletlerini satın alıp taraftara 50 ve 80 TL'ye satıcak. Daha az olabilirmiydi? Belki ama bu da iyidir. Şampiyonluğa giden yolda taraftara olan ihtiyaç yadsınamaz. Teşekkürler..

19 Nisan 2010

Esas Derbi Kasımpaşa


Dün geceki maçla birlikte ligde Beşiktaş ve Galatasaray'a karşı oynanan son 21 maçta sadece 2 mağlubiyeti var Fenerbahçe'nin. Fenerbahçe'nin zaten şampiyonluktan kopmasının nedenleri hiç bir zaman derbi maçlarındaki puan kayıpları olmamıştır. Kazanamadığı ve tonlarca puan kaybettiği anadolu takımları maçları olmuştur. İşte bu yüzden Fenerbahçe için esas derbi haftaya oynayacağı Kasımpaşa maçı derbi niteliğindedir.

Maça gelecek olursak eğer Beşiktaş'ın sekiz defansif oyuncuyla oynaması zaten nasıl bir oyun planladıklarını gösteriyordu. Ama büyük kaptan Alex öyle bir gol attı ki herşeyi alt üst etti. Santradan sonra topu korner bayrağının yakınında taça gönderip önde baskı sağlatması beraberinde golü getirdi. İlk yarı oyunu Fenerbahçe domine etti. Güiza ve Alex'in kaçırdığı iki tane yüzde yüzlük gol var ki Güiza'ya zaten bişi demiyoruz da artık Alex sen nasıl kaçırırsın onu. Ama yine de varlığın yeter canın sağolsun.

İkinci yarıda Beşiktaş baskıyı kurdu. Ama göstermelik bir baskıydı penaltı pozisyonları dışında net pozisyonları yok. Hakem hakikaten rezil bir maç yönetti. Bir kere Lugano'nun eli kesin penaltı. Kırmızı kartların hepsi haksız, Volkan ve Selçuk'a gösterdiği kartlar öyle zaten yardımcısı tam bir skandal. Maçın ağırlığını kesinlikle kaldıramadı.

Yalnız şu da bir gerçek ki rakip ne kadar kötü oynarsada oynasın Fenerbahçe ikinci golü atmadıkça taraftara rahat yok. Bakalım işte çat bir penaltı yürekler ağızda. Volkan'ın penaltıyı çıkarması belki de şampiyonluğun anahtarı.

Gelelim diğer bir skandala. Fabio Bilica'ya yani. Bilica kesinlikle ve kesinlikle Fenerbahçe'nin futbolcusu değildir ve olamazda zaten. Sezon biter bitmez gönderilecek ilk isim olmalı. Burdan tüm Fenerbahçe taraftarlarına, bloglarına ''Bilica Fenerbahçe'den gitsin'' kampanyasının başlatılmasını rica ediyorum. Herkes Lugano'yu çirkef falan zanneder ama Bilica'nın yanında bir melek. Bir insan bu kadar terbiyesiz, bu kadar takımına zarar veren kişilikte olamaz ya olmamalı. Bir tek dünkü maçta değil sezonun tamamında öyle. Rakibi her itiş kakışın içinde o, İ.Toraman'ın saçını çeken o, penaltı noktasını deşen o, penaltıyı yapan o. Yeter artık Bilica bi an önce git şu takımdan artık.

Ve son sözler tabiki taraftara. Muhteşem bir taraftar vardı dün sahnede. Maçın başından sonuna kadar hiç susmayan, hep destek tam destek gösteren bir taraftar. Bütün bir hafta başta papazın çayırı olmak üzere başlatılan 'Melekleri alkışlayalım' kampanyası da erkek takımınında şampiyonluğuyla birlikte muhteşem görüntülere sahne oldu ve onlarda hakettikleri alkışları Saraçoğlu'nun çimlerinde bir kez daha aldılar.



15 Nisan 2010

Yok Artık Fener


Dün İspanyol As gazetesi öyle bir haber duyurdu ki heyecanlanmamak içten bile değil. WNBA'in en iyi oyuncusu bir nevi bayan basketbolunun Kobe'si Diana Taurasi'nin önümüzdeki sezon için Fenerbahçe ile anlaştığını duyurdu. Ne kadar doğru bilemem ama kariyerinde her alanda şampiyonluklar bulunan Taurasi'nin Fenerbahçe'ye gelmesi demek avrupada şampiyonluk demektir. Son yıllarda Fenerbahçe WNBA şampiyonu Phoneix Mercury'nin en önemli üç yıldızı olan Cappie Pondexter ve Penny Taylor'dan sonra Diana Taurasi'yi de alırsa çok büyük bir iş başarmış olur. Taurasi bu yıl yine Spartak Moskova'yı Euroleague şampiyonluğuna taşıdı. Rusların zaten bu işe ne kadar paralar harcadıkları biliniyor ama Taurasi'nin gelmesi halinde 1 milyon dolar alacağını yazmış AS gazetesi. Zaten başka türlü getirmek çok zor. Öyle gözüküyor ki bayan voleybol takımının şampiyonlar liginde final oynaması Aziz başkanı şevke getirmiş. Seneye bayanlarda hem voleybolda hem de basketbolda avrupa şampiyonluğu gelirse kimse şaşırmasın.

Türkiye Kupası


Her ne kadar bu sene kızlar bize 5 setlik maç izletmedilerse de son dönemlerde 5 setlik maçların artması bizim heyecan katsayımızın artmasına neden oldu. İlk maçta 2-0'dan maç verince nazar boncuğu olsun dedik ama dün de rakip geriden gelince noluyoruz demedik değil yani. Neyse ki bu sefer son seti alıp maçı altın sete taşıdı sarı melekler ve altın sette taraftarın da müthiş desteğiyle seti domine ederek Türkiye kupasını müzemize getirdiler. Bu kızlar zaten tüm övgüleri hakediyorlar. Bütün Fenerbahçe taraftarının arzuladığı mücadeleyi sahaya yansıtıyorlar. Bayan voleybolda Türkiye kupasını ilk kez almışız. Türkiye kupasında her branşta bir sorunumuz var anlaşılan. Neyse zevkli geçen maçın ardından Sarı Meleklere ellerinize sağlık diyelim ve darısı futbol takımının başına olmasını dileyelim..

9 Nisan 2010

Haftasonu İzlenilir Maçlar


10 Nisan Cumartesi

19:00 Aston Villa - Chelsea (Spormax)
19:00 Beşiktaş - Trabzon (LİG TV)
19:30 B.Leverkusen - B.Münih (TRT)
21:45 Fiorentina - Inter (NTV Spor)
23:00 Real Madrid - Barcelona (NTV)

11 Nisan Pazar

13:30 PSV - Feyenoord (Futbol Smart)
15:00 Gençlerbirliği - Bursaspor (LİG TV)
15:30 Blackburn - Man. UTD (Spormax)
17:00 Liverpool - Fulham (Spormax)
18:00 Lyon - Lille (Kanal A)
19:00 Galatasaray - Diyarbakır (LİG TV)

Messi vs. CR9


''El Clasico öncesi herkes ikimizden bahsediyor ama bu maç kişisel bir maç değil'' C.Ronaldo


Kusura bakma Ronaldo'cuk ama şu anda kimse senden bahsetmiyor. Dünyanın konuştuğu tek bir isim var ki onu da söylemeye gerek yok heralde..

7 Nisan 2010

Barcelona 4-1 Arsenal


Söylenecek tek bir şey var ki onu da Ertem Şener zamanında söyledi zaten.


'' Lionel MESSI bu çocuk neyin nessi..''

5 Nisan 2010

Gönüllerin Şampiyonu


Final Four'un ilk ayağında Cannes maçında yaşadığımız heyecan ve stres sonrası bu maçta daha sakin olacağımız şüphesizdi. Bergamo gerçekten iyi bir takım ama hep 2-0'dan sonra 3-2 alacağız maçı diye içimden geçirdim. Müthiş bir geri dönüş yaptık ama sonu gelmedi. Daha önce de bahsettiğim gibi bütün Fenerbahçe taraftarlarının bu sene izlemekten en fazla zevk aldığı takım Sarı Melekler. Belki finali kaybettik ama unutmayalım bu takımın daha ilk senesi. Yine de bize yaşattıkları bu heyecan ve gurur için hepsine tek tek teşekkürler. Yalnız final four'da en kötü kaldığımız pozisyon pasör mevkindeydi. Naz çok az süre aldı. Belki Naz oynasa daha fazla etkili olabilirdik. Çok fazla teknik taktik konuşmaya gerek yok zaten ama Acıbadem sponsorluğunda bu takım gelecek senelerde adından daha çok söz ettirecektir. Son sözüm de dün futbol maçında açılan pankart olsun ''Armanın Gururu SARI MELEKLER''


2 Nisan 2010

Şampiyonluk İstiyoruz



Bitmez tükenmez aşkımız
Kalbimizde yaşıyoruz
Haydi bastır FENERBAHÇE
Şampiyonluk İstiyoruz..

Şampiyonlar Ligi final four maçları öncesi Fenerbahçe Acıbadem Bayan Voleybol takımımıza yürekten başarılar diliyorum. 1 numaralı kupadaki ilk şampiyonluğumuz öncesi dualarımız sizinle..

29 Mart 2010

Galatasaray 0-1 Fenerbahçe


Bütün hafta konuşulan 2 olay vardı. İlki Özhan Canaydın'ın vefatı. Kendisinin istediği gibi bir derbi izledik. Zaten hafta içi Manisa maçında Fenerbahçe tribünlerinin samimi alkışları dün Sami Yen'de sürdü ve Alex'e atılan pet şişe dışında hiç bir olay olmadı.


İkincisi ise Arda ve Emre'nin oynayıp oynamayacakları konuşuldu. Hafta içinde Emre'nin oynayacağı Arda'nın olmayacağı konuşuluyordu ama maç günü tam tersi oldu. Emre'siz Fenerbahçe orta sahasının bu kadar etkili oynayacağını hiç beklemiyordum ama bunda en büyük pay sahibi şüphesiz Alex de Souza'ydı. İnanılmaz zeki oynadı. Rijkaard'ın adam adama tut dediği M.Topal'ı öyle yerlere sürükledi ki M.Sarp'la tek kalan Galatasaray orta sahası Fenerbahçe'ye adeta teslim oldu. Alex bu maçta bir de gücüyle oynadı, M.Topal'a hiç ilk hamle şansı vermeyerek her pozisyonda sıyrıldı. Ama orta saha da bir isim vardı ki belki de Fenerbahçe tarihinde en çok ıslıklanan oyuncuların başında gelen Selçuk maçın kaderini değiştirdi. Bir gün önce A.Villa'ya 4 gol atan Lampardvari bir oyun sergiledi her topu aldı, bir tek geride kalmadı ileriye de çıktığı anlar oldu, bu oyununu çok beğenen Leo Franco'da güzel bir gol hediye etti.




Maçta Galatasaray'ın bol hücumcuyla oynamasını Fenerbahçe'nin kontrollü oyunu ve Lugano-Bilica ikilisinin hatasız oyunu bozdu. Zaten bu ikilinin oynadığı hiçbir maçı kaybetmedi Fenerbahçe. Sakat Arda'nın oyuna girmesi en büyük yanlışıydı Galatasary'ın. A.Santos Keita'yı iyi kontrol etti ama Sabri'ye attığı bir çalım varki mükemmeldi. Keita demişken son dakikalardaki şutunu Volkan inanılmaz kurtardı. Keita'nın futbolculuğuna bir lafım olmaz zaten Galatasaray'ın en iyisi ama artık yeter bu kadar numaracası bir adam olmaz. Geçen hafta Trabzon maçındaki gibi yine yerlerde kıvranmalar aldatmalar falan hakkaten Galatasaray yönetiminin en kötü bi uyarması lazım bu kadar yalan olmaz.

Emre'nin olmadığı maçta Özer çok koştu ama etkisizdi bunun sebebi de ilk kez derbi oynaması olsa gerek ama Fenerbahçe'nin kontrollü oyunu şampiyonluk yolunda çok önemli bir 3 puan getirdi. Yine de maçın sonunda Lugano'nun G.Dos Santos'u çekmesi bence kesin penaltıydı hakem es geçti. Lugano'nun bu kadar iyi oynadığı maçta hele ki o dakikada bunu yapmaya hakkı yok. Maçta ayrıca Hollanda'lı rüzgarı esti. Galatasaray teknik direktörü F.Rijkaard ve Neeskens kulübede, milli takım t.direktörü Guus Hiddink, efsane golcü Van Basten ve Pierre Van Hooijdonk tribündeydi. İlerki günlerde Hooijdonk, Hiddink'in yardımcılığına getirilebilir bu arada. Van Basten'in de maçtan sonra Alex'i izlemek büyük keyifti, sahanın en teknik oyuıncusu oydu açıklamalarıda gayet güzel.


Son olarak bu derbide de bir klasik yaşandı ama Fenerbahçe'nin şampiyon olması için kalan 6 maçını da kazanması gerekiyor. Ben Bursa'nın Galatasaray'a takılacağını düşünüyorum. Önümüzdeki hafta Kayseri maçında stad full çekmeli.

23 Mart 2010

Başımız Sağolsun


Taraflı tarafsız herkesin sevdiği, beyefendi kişiliğiyle herkesin takdiri toplamış Galatasaray'ın efsane başkanlarından Sayın Özhan Canaydın dün gece Bursa'da kaldığı Acıbadem hastanesinde hayata gözlerini yumdu maalesef. Sayın Canaydın'ın ailesine, sevenlerine, Galatasaray'a ve tüm spor camiasına baş sağlığı, ailesi ve yakınlarına sabır diliyorum.

19 Mart 2010

CL'de Çeyrek Final Eşleşmeleri


Şampiyonlar ligi çeyrek final eşleşmeleri belirlendi. Çeyrek finalden çıkacak muhtemel takımlarla kimlerin yarı finalde oynayacağı da belirlenmiş oldu. Kuralara göre yine muhtemel bir Barcelona - Man. United finali öngörülüyor.


Eşleşmeler:

Lyon - Bordeaux
Bayern - Man Utd
Arsenal - Barcelona
Inter - CSKA Moskova

İki fransızdan biri yarı final göremeyecek. Tuttuğum iki takım Barcelona ve Arsenal'in erken eşleşmesi benim açımdan kötü oldu. Inter kolay gözüken bir kura çekti. Mourinho grupta yenemediği Barcelona'yı muhtemel bir yarı finalde geçebilir mi? Bayern'de yıllar önceki finalin rövanşını almak isteyecektir.

Hafta Sonu Futbol Ekranı



19 Mart Cuma
20.00 Kasımpaşa – Beşiktaş (LİG TV)
21.30 Köln – Mönchengladbach (TRT 3)
20 Mart Cumartesi
13.30 Bucaspor – Karabük (D SPOR)
16.30 Frankfurt – Bayern Münich (TRT 3)
17.00 Stoke City – Tottenham (SPORMAX)
19.00 Fenerbahçe – Gaziantepspor (LİG TV)
19.30 Arsenal – West Ham (SPORMAX)
19.30 Dortmund – Bayer Leverkusen (TRT 3)
20.45 PSV – Twente (FUTBOL SMART)
21.00 Real Madrid – Sporting Gijon (NTVSPOR)
22.00 Lens – Sochaux (KANAL A)
22.00 Palmeiras – Ponte Preta (SPORMAX)
21 Mart Pazar
13.00 Zenit – Spartak Moscow (SPORMAX)
13.30 Altay – Adanaspor (D SPOR)
15.30 Manchester United – Liverpool (SPORMAX)
16.00 Milan – Napoli (NTVSPOR)
16.30 Hamburg – Schalke (TRT 3)
17.00 Fulham – Manchester City (SPORMAX)
18.00 Blackburn – Chelsea (SPORMAX)
18.00 Bordeaux – Lille (KANAL A)
18.30 Wolfsburg – Hertha Berlin (TRT 3)
19.00 Trabzonspor – Galatasaray (LİG TV)
20.00 Boca Juniors – River Plate (NTVSPOR)
22.00 Barueri- Corinthians (SPORMAX)
22.00 Zaragoza – Barcelona (NTVSPOR)
22.00 Marseille – Lyon (KANAL A)

Yok Artık Fulham


Dün gece Avrupa ligi çeyrek finalistleri belirlendi ama gecenin olayına Fulham imza attı. Sen İtalya'da Juventus'a 3-1 kaybedeceksin, evindeki maçın daha ilk dakikasında gol yiyeceksin sonra da hiçbir şey olmamış gibi 4 gol atıp turu geçeceksin. Vallahi pes arkadaş helal olsun gerçekten. Sahalarda görmek istediğimiz hareketler bunlar.

Diğer çeyrek finalistler;

Fulham
Benfica
S.Liege
Valencia
A.Madrid
Liverpool
Hamburg
Wolfsburg

Doğru Söze Ne Denir?


''Chicago Bulls için Jordan, LA Lakers için Kobe ne demekse Barcelona için de Messi o demektir.'' Josep Guardiola

13 Mart 2010

Emre'nin Açıklamaları


Emre'nin son açıklamalarından sonra 28 Mart'ta oynanacak derbi öncesi Galatasaray tribünlerinin kimin üzerine oynayacağı belirlendi. Maçın önüne yine çok büyük bir ihtimalle olaylar geçecektir. Emre'nin dikkatli davranması gerekir. Fakat yine de sahadaki hırsının tamamını yansıtmalıdır.
Emre Belözoğlu Fenerbahçe'ye ilk transfer edildiğinde yakın çevreme Fenerbahçe camiasının Emre'yi benimsemesine Emre'nin kendisinin karar vereceğini hep söylemiştim. Gelinen şu nokta da ise artık tek birşey söylenebilir : ' Emre sen Galatasaray'a gol atmasanda bizim için gerçek Fenerbahçelisin''.

12 Mart 2010

Zafere Giden Yol


Tüm Fenerbahçelilerin bu sene izlemekten en fazla keyif aldığı takım olan Sarı Melekler geleneği bozmayarak ( bir maç dışında) Rus Odintsovo önünde yine 3-0 kazanarak adını Cannes'daki final four'a yazdırdı. Herkesin beklediği şampiyonluk için büyü bozulmasın ve şans ve kuvvet sarı meleklerimizle olsun.

7 Mart 2010

Pellegrini ve Hamleleri

Dün gece La Liga'da gerçekten enfes şeyler oldu. Bunları bir Barcelona'lı olarak söylemek her ne kadar zor olsada heyecan açısından güzel haftalar yaşayacağız. Barcelona Almeria deplasmanında 2 puana bırakınca gözler Madrid'e çevrildi.

Sevilla Santiago Barnebau'da kimsenin beklemediği bir şekilde 2-0'ı yakalayınca noluyoruz yahu dedim. Real bu hafta da yakalayamasaydı Barça'yı daha da yakalayamazdı bence. Her ne kadar El Clasico'ya ev sahipliği yapıcak olsalarda. Ama bu maçı Real'e getiren en önemli faktör kesinlikle geldiği saniyeden beri başta Madrid basını olmak üzere eleştirilen Pellegrini'dir. Maç 2-0 olunca hiç zaman kaybetmeden 2 defansif oyuncuyu oyundan alıp Guti ve Van der Vaart'ı oyuna alması maça inanılmaz bir tempo getirdi. Ronaldo'nun erken gelen golünden hemen sonra Guti'nin direkten dönen topu korneri getirdi ve Van der Vaart'ın ortasında Ramos hemen 2. golü getirdi. 2-2'yi yakalamak Real Madrid'in özgüvenini arttırdı ve sağlı sollu ataklarla Sevilla kalesini zorladılar. Higuain'in direkten dönen topları bunun en büyük kanıtıydı. Ama kadere bakın ki sene başı kellesi kopan Hollandalıların aksine takımda kalmayı başaran Rafael Van der Vaart'ın 90+3'de gelen golü belkide sezonun en önemli golüydü. Madrid basınıda teknik adamın maça nasıl damga vurduğunu bu sefer pozitif bir şekilde yazmıştır umarım.