6 Aralık 2009

Kaptandan 5. Dalya


Bana kalırsa tüm zamanların en iyi orta sahalarından biri olan, futbolun seyir zevkine zevk katan, takımına yürekten bağımlı olan MAESTRO Steven Gerrard dün Liverpool'un Blackburn'le 0-0 berabere kaldığı maçta Liverpool formasını 500. kez giydi. Her futbolcuya nasip olmayacak bu başarıdan dolayı bu satırlardan saygılarımızı gönderiyoruz büyük kaptana.

5 Aralık 2009

Benim 11'im


2009'un takımı oylamasında bende ilk 11'imi belirledim. Benim takımımda bazı pozisyonlar pek de oyuncuların 2009 performansına göre olduğu sölenemez. Ama hastası olduğumuz oyuncuları da bir kenara atamazdık değil mi? Ofansif orta sahada Kaka'ya haksızlık yapıp Gerrard'ı seçtim. Sağ tarafta mecburiyetten C.Ronaldo oldu çünkü başka adam yoktu. Sol taraftaki adaylarda Mesut Özil'i görmek güzel ama Iniesta'ya ihanet edilmez. En çok forvette Messi partneri konusunda kararsız kaldım. Muhteşem bir 2009 senesi geçiren Barcelona'dan Eto'o ve çiçeği burnunda Barça'lı Ibrahimoviç'le İspanyol David Villa'yı pas geçip F.Torres'i aldım kadroma. Teknik direktörde şüphesiz Guardiola ..



National of Real Madrid


Eğer Real Madrid'liyseniz hangi oyuncuyu desteklemeye karar verdiniz. Aralarından benim seçimim Kaka ..

2010 Gruplar


2010 kura çekimini izlemek için bir neden aramaya gerek yoktur. Futbolu seven,takip eden veya merak edenler için izlemek gayet normaldir. Ama futbolla alakası olmayan, sevmeyen veya takip etmeyen biri için bir izleme nedeni yaratmak istiyorsanız işte o nedeni size fotoğraf tamamıyla açıklıyor ..

İşte gruplar ;



Herkesin gördüğü üzere ölüm grubu G grubu. Fransa'nın yer aldığı A grubu ve Almanya'lı D grubu ölüm grubunu takip eder. En sıkıcı grupsa şüphesiz F gibi duruyor.

Turnuva öncesi herkesin sempati duyduğu takım veya takımlar elbette vardır. Benim şimdilik 4 tane. Güney Amerika'dan Brezilya ve Uruguay , Avrupa'dan ise İspanya ve Hollanda.

Gruplardan çıkmasını istediğim takımlar ise;

  • A Grubu : Uruguay-Fransa
  • B Grubu : Arjantin-Nijerya
  • C Grubu : İngiltere-ABD
  • D Grubu : Almanya-Sırbistan
  • E Grubu : Hollanda-Kamerun
  • F Grubu : İtalya-Paraguay
  • G Grubu : Brezilya-Fildişi
  • H Grubu : İspanya-Şili

1 Aralık 2009

Ballon d'Or Messi'nin


'' Altın Top ödülü beklenildiği gibi açık ara farkla Messi'ye gitti. Messi geçen yıl oylamada ikinci olmuştu. Ayrıca bu ödülü kazanan ilk Arjantin'li. ''

Diğer Kazananlar:

2008 - Cristiano Ronaldo
2007 - Kaka
2006 - Fabio Cannavaro
2005 - Ronaldinho
2004 - Andriy Shevchenko
2003 - Pavel Nedved
2002 - Ronaldo
2001 - Michael Owen

30 Kasım 2009

Ibrakadabra - Iniesta - Puyol



Maçtan önce beklenenin aksine Barcelona Ibrahimoviç'siz Real Madrid ise Benzema'sız ilk 11'lerle çıkmıştı El Clasico'ya. Ben Barcelona'nın yine çok pas yapıp Inter'e yaptığı gibi rakibi bunaltacağını bekliyordum ama Real buna özellikle Kaka ile izin vermedi ve pozisyon buldular. Kısır geçen ilk yarının en net fırsatı belkide kariyerinde öyle bir pozisyonu kaçırmayacak olan Cristiano Ronaldo'dan geldi. Karşı karşıya kaldığı pozisyonda Valdes ayaklarıyla çıkardı. İlk yarı maç ortada geçti.



2. yarıda Guardiola'nın Ibrahimoviç hamlesi geç gelmedi. Oyuna giren İsveç'li birazda Real savunmasının uyumasıyla bitiriciliğini konuşturdu ve şık bir gol attı. İki takımında 10 kişi kalmasını sağlayan ilk isim Bousqets oldu. Genç oyuncu ikinci sarı karttan oyundan atılırken maçın bitmesine yarım saat vardı. Real'de ise Lass maçın bitmesine doğru ikinci sarı karttan atıldı. Real golü yedikten sonra CR9 oyundan çıktı, Benzema ve Raul oyuna girdi. Herhalde kondüsyon olarak hazır olmadığı için çıkardı Pellegrini onu. Pozisyon buldular fakat gol olmasını engelleyen belki de maçın kahramanı cesur yürek Puyol'a takıldılar. Puyol gerçekten çok savaştı ve takımın kazanmasında büyük rol oynadı. Fakat bence Barcelona'nın en etkili oyuncusu kesinlikle Iniesta. Topu ayağına aldığında kesinlikle kaptırmıyor bir kere. Zaten Xavi ile ikisi ikiz kardeş gibi oynuyorlar. Doğdukları günden beri birbirleriyle pas yapıyorlar. Iniesta'yı nereye koyarsan koy oynayabilmesi Barcelona için çok büyük bir avantaj. Bir pozisyonda Ronaldo'ya sus çok konuşma işareti yapması çok hoşuma gitti. Kimin çöplüğünde ötüyorsun der gibiydi.


Barcelona Ibrakadabra'nın golüyle yine Cam Nou'dan galip ayrıldı. Geçen senede böyle sıkıntılı bir maçta 2-0 kazanmışlardı. Sonuçta liderliği tekrar aldılar. Son dakikalarda Dani Alves'in pasında Messi karşı karşıyayı kaçırarak adeta ilk yarıda C.Ronaldo'nun yaptığını yapması komik bir tesadüf olsa gerek.




29 Kasım 2009

Kazım Kaza Geçirdi


Colin Kazım sabah antremanına giderken Kavakcık yakınlarında trafik kazası geçirmiş. Sağ elinde kırık olan Kazım'ın hayati tehlikesi bulunmuyor. 2-3 hafta sonra eski sağlığına kavuşacakmış. Acil şifalar diliyoruz..

28 Kasım 2009

Kadıköy'de Sessiz Gece



Maçtan önce nihayet çift forvet oynuyoruz derken sezonun en kötü maçıydı. Kasımpaşa'nın Fenerbahçe'yi çok komik durumlara düşürdüğü gecede başta Gökhan Güleç olmak üzere sayısız gol kaçırarak tarihi farktan oldular. Fenerbahçe'li oyuncuların Galatasaray maçından sonraki umursamazlıklarının nedenini anlamak gerçekten çok zor. Futbolcuların bir çoğu kafalarında çoktan bitirmiş Fenerbahçe'yi. Daum'un sene başından beri sölediği yeni Fenerbahçe kavramı çöküş içinde. Aykut Kocaman saygın kişiliğinden dolayı Daum'a karışmıyor ama artık olaylara el atması lazım.

Fenerbahçe'yle beraber Galatasaray'ın bu kötü gidişi en çok Beşiktaş'a yaradı. 15 puanlık fark 1'e düşebilir. Fenerbahçe'nin bundan sonra ilk yarıyı lider kapatıp devre arasında radikal kararlar alması gerekiyor. Başta R.Carlos,Deivid gibi oyuncuların gönderilip yerlerine mücadele gücü yüksek yabancılar alınmalı. Aykut Kocaman'ın da oyuncuları mental olarak Fenerbahçe'ye adapte etmesi ve Fenerbahçe'nin Türkiye'de ne anlam ifade ettiğini futbolculara aşılaması gerekiyor. Yoksa olan yine olan yönetimin milyon euro'larına ve takımına bu kadar bağlı olan taraftarına oluyor.






Golcüler Karşı Karşıya




Bu hafta sonu her ne kadar gözler El Clasico'da olsa da Brezilya ligi'nde de meraklıların beklediği önemli bir maç var. Brezilya futbolcu fabrikasının son dönemlerde yetiştirdiği en önemli iki golcünün karşılaşacağı maçta Corintihans evinde Flamengo'yu konuk edecek. Corintihans'ın gol yollarındaki önemli oyuncusu 'gerçek' Ronaldo ile Flamengo'nun sorunlu golcüsü Adriano karşı karşıya.

Bu iki yıldız golcü Brezilya milli takımında defalarca yan yana oynamasına rağmen daha önce de Avrupa'da da birbirlerine rakip olmuşlardı. İzlemek isteyenler için maç Pazar saat 21:00'da Spormax'te..


27 Kasım 2009

Timsahlar Yola Devam


Açıkçası perşembenin gelişi çarşambadan belli olsa da Rijkaard'ın yokluğuna rağmen bu kadar karaktersiz bir futbol beklenemezdi. Maçtan önce ilk on birler belli olduğunda Nonda'nın olmayışına yayıncı kuruluşa röportaj veren Ertuğrul Sağlam bile şaşırmıştı. Nitekim forvetsiz Galatasaray 90 dakika boyunca tek bir pozisyona bile giremedi. Arda'nın domuz gribinin etkisinden mi yoksa son günlerde çıkan haberlerden midir bilinmez belki de forvetsiz hattında bir türlü sorumluluk alamadı.İyi oynamadığı maçlarda çabuk sinirlenmesi bugün de kendini gösterdi ve son dakikalarda takımı gergin anlarda sakinleştirmek Kewell'a kaldı.Neeskens gibi değerli ve kariyerli bir hocanın son dakikada Ozan'a çıkışması kötü futbolun yarattığı tepki olabilir. Nitekim, teknik direktörsüz ve forvetsiz oynamanın bu kadar silik bir futbol ve mağlubiyetle sonuçlanması haftayı 4.sırada kapatmakla sonuçlanabilir.


Bursaspor cephesine gelince, fark yaratan oyuncu Volkan Şen ve tabi ki 12. adamdı. Volkan her aldığı topta Galatasaray defansını rahatlıkla geçti. Pozisyon bulma sıkıntısını Galatasaray kadar çekmeyen Bursaspor'un ilk yarıda iki topu direkte patladı.Bu galibiyetle Ertuğrul Sağlam ve talebeleri ligde kendine maç fazlasıyla ikinci sırada yer buldu ve belki de şehir potansiyeli olarak da Sivasspor'un başarısını tekrarlayabilecek yeni Anadolu takımı olma yolunda çok önemli bir galibiyet aldılar.

26 Kasım 2009

Veda...


Çocukluğumda basketbol oynadığım dönemlerden beri inanılmaz bir Allen Iverson hayranıyım. Çocukluğum ve gençliğimin idolü bu adamı anlatmaya kalksam yazacak o kadar şey olur ki yazamadıklarıma üzülürüm.


Allen Iverson'ın NBA serüveni Philedelphia'da başladı. O yıllarda oynarken her zaman sölediği bir demeç vardı. Basketbol hayatımı bu takımda noktalayacağım. Ama tabi öyle olmadı. Sırasıyla Denver ve Detroit'te oynadı. Bu sene başı serbest kaldığında açıkcası hangi takıma gideceğini kimse bilmiyordu. İlk 5 oynama isteği yüzünden çok fazla takım bütçesini ona kullanmak istemiyordu. Sonunda Memphis ile anlaştı. Açıkcası kadrosunda birçok genç ve koşan oyuncu yanında Iverson'ın eski skor potansiyelenin ortaya çıkacağını düşünüyordum. Ama beklenmedik birşey oldu ve 3 maç sonra Iverson takımı terk etti. O zamanlar şaşırmıştım ve bu konuyu blogda yazmadım. Ama bugün öyle bir haber okudum ki gerçekten çok üzüldüm. Allen Iverson basketboldan emekli olduğunu açıklamıştı. Açıklama da oynadığı takımlardan koçlarına sponsorlarından idollerine kadar birçok kişi yer alıyor. Özellikle sonunda ise Philedelphia şehrine ve taraftarlarına seslenmiş.



İşte o açıklama ;
''NBA'den emekliliğimi açıklıyorum. Hayatımda basketboldan ancak takımıma alıştığım şekilde yardım edemeyeceğimi düşündüğüm zaman emekli olacağımı düşünürdüm. Ancak durum böyle olmadı.

Hala basketbolu çok seviyorum, oynama isteğim var ve çok da iyi oynayabilirim. En üst seviyede oynayabileceğimden eminim.
Emekliliğim sayesinde eşim ve çocuklarımla daha çok vakit geçirme şansım olacak. Bu parkede kazandığım herşeyden daha da büyük bir ödül. Hep bugün için dua etmiştim ve bu anı hayatımın en büyük hediyesi olarak görüyorum.
Reebok çalışanlarına iniş çıkışlarla dolu kariyerimin her döneminde beni destekledikleri için teşekkür ediyorum. NBA'de 13 harika sezon geçirdim ve buna minnettarım.
Dünyanın her tarafındaki taraftarlarıma , tüm kariyerim boyunca benimle oldukları için teşekkür ediyorum. Siz olmasaydınız ben de olmazdım. Bana verdiğiniz desteği kalbimin derinliklerinde hissettiğimi bilmeniz gerekiyor. Teşekkür ederim.

Michael Jordan, Magic Johnson, Isiah Thomas, Charles Barkley, Larry Bird.. Sizler bana vizyon ve sonsuza dek kalbimde yer alacak basketbol sevgisi kazandırdınız.
Hergün beni basketbol oynamam için cesaretlendiren ve bana ilham veren annem, tüm ailem ve en başından bu yana yanımda olan arkadaşlarım. Teşekkür ederim.
Lisedeki koçum Michael Bailey, Georgetown Üniversitesindeki koçum John Thompson, Larry Brown ve diğer antrenörlerim, takım arkadaşlarım, yöneticilerim, patronlarım ve kariyerimin bir arçası olan tüm çalışanlar. Sizlere de teşekkür ederim.

Memphis halkına özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Grizzlies'teyken iç sahada hiç maç yapmadım ancak muhteşem takım sahibiniz Michael Heisley'nin bana verdiği fırsatı ve şehrin desteğini unutmam mümkün değil. Memphis Grizzlies organizasyonuna başarılar diliyorum.

Ve son olarak Philedelphia şehri.. Sixers formasıyla harika anılarım var. Tüm Philly taraftarları sizlere taeşekkür ediyorum. Sesiniz kulağımda bir müzik gibi yankılanacak.''

Tanrı hepinizi korusun ..
Allen IVERSON
Şuanki en büyük umudum Play-off'larda Allen şampiyonluk adayı bir takıma gider ve o duyguyu da tadar..

22 Kasım 2009

Tottenham 9-1 Wigan


Bu aralar bir maçta toplam 10 gol görmeye alıştık. Milli maç arasından önce Fransa'daki 5 - 5'lik Lyon - Marsilya maçından sonra bu kez İngiltere'de Tottenham kendi sahasında Wigan'ı tam 9 golle geçti. Bir takımın bir maçta 9 gol atması herhalde taraftarının keyiflenmesi için muhteşem birşey olsa gerek. Hep sölediğimiz gibi zaten futbolu güzelleştiren şey goldür.

Premier League'de bir maçta 9 golü bundan önce 1995 yılında Manchester United Ipswich'i 9-0 yenerek başarmıştı.

Gecenin yıldızı şüphesiz tam 5 gol atan Jermain Defoe'ydu. Bir maçta 5 gol atan 3. oyuncu oldu İngiltere'de. Diğerlere efsane Alan Shearer ve Andy Cole idi. Ayrıca Defoe 7 dakikada hat-trick yaparak bir maçta en erken hat-trick yapan 2. oyuncu oldu. En hızlısı ise 1994'te Arsenal'e karşı yapan Robbie Fowler'dı.

Cezalar Açıklandı


Skandalın cezaları Basketbol Federasyonunun 2 günlük toplantıları sonucunda açıklandı. Galatasaray ligden ihraç edilmedi ama oynadığı bütün maçlarda hükmen yenik sayıldı. Mağlubiyetlerden gelen 5 puanda silindi. Galatasaray Cafe Crown'lu yöneticiler ve teknik heyet 6 ay ile 2 yıl arasında men ve para cezaları alırken olayın kahramanı Cemal Nalga 2 yıl men olayla en az ilgisi olan Tufan Ersöz'de 4 ay men cezası aldı.




Bu skandalın cezaları ile birlikte G.Cafe Crown - Fenerbahçe Ülker maçında çıkan olaylar için Galatasaray 4 maç seyircisiz oynama cezası alırken günün en çelişkili cezası Fenerbahçe'li basketbolcu Tarence Kinsey'e geldi. Kinsey'in tribündeki bir taraftara yumruk attığı için aldığı 2 maç men cezasına bir itirazımız elbette olamaz ama çelişkili olan ise geçen hafta Kinsey'in başına vuran taraftarın ertesi gün emniyetten serbest bırakılarak hiçbir ceza almamasıydı.

21 Kasım 2009

Beşiktaş 3-0 Fenerbahçe



Öncelikle belirtmek gerekir ki Gökhan'a yapılan penaltı verilmesede maçı Beşiktaş haketti. Bunun en büyük sebebi Mustafa Denizli'nin hamleleriydi. Maçtan önce her yerde Nobre'nin tek forvet başlayacağı yazılıyordu fakat Denizli Fenerbahçe'ye her zaman ters gelen Bobo ile birlikte Carlos'un üzerine gidebilecek S.Özkan'la başladı. Serdar Özkan Galatasaray maçında kaçırdıklarının aynısını maçın hemen başında kaçırarak ne kadar istikrarlı olduğunu gösterdi. Fink adeta Alex'e yapışık oynadı ve onu oynatmadı. Alex'in adını maç boyunca birtek ilk yarının sonunda attığı frikikte duyduk. Fink görevini başarıyla yapmasının ödülünü attığı jeneriklik golle aldı. Bunun yanında İ.Üzülmez hayatının maçını oynadı. Beşiktaş'ta diğer bir olumlu görünüm ise Ernst Emre'ye üstünlük sağladı. Emre bu sene ilk defa bu kadar pasif kaldı ve bu da agresifliğini ortaya çıkardı. 2. golde Volkan'ın hatası 3. golde de ofsayt olmasına rağmen Beşiktaş 3-0 galip ayrıldı.

Fenerbahçe cephesinde ise ilk yarı olumlu sayılabilecek oyun 2. yarıda yoktu. Gökhan Gönül ileri iyi bindirmeler yaptı. Zaten bir tane çaprazdan mutlak gol kaçırdı bir tane de verilmeyen penaltısı vardı. R.Carlos vasattı. Santos çalışkan gözüktü ama üretemedi. Alex ve Emre Fink ve Ernst'in baskısıyla maçta yoktular. Daum'un Kazım kumarı da bu kez tutmadı zaten o da yine gereksiz bi kırmızı kart gördü umarım yönetim ağır bir ceza verir. Lugano 20 saat yoldan gelmesine rağmen yine çok mücadele etti. Sonuçta görünen o ki 3 haftalık ara Fenerbahçe'ye hiç yaramamış. Emre ilk yarıyı kapattı. Bundan sonra evinde ki seyircisiz maçları düşünürsek Fener'in işi zor. Biran önce toparlanmak lazım.

20 Kasım 2009

Hafta Sonu Futbol Ekranı


21 Kasım Cumartesi

12:00 Rubin Kazan-Zenit / Spormax
13:00 Orduspor-Kocaelispor / D Spor
14:45 Liverpool-Man.City / Spormax
16:00 Gaziantep-Bursa / Lig TV
16:30 Freiburg-Werder Bremen / TRT 3
17:00 Chelsea-Wolves / Spormax
19:00 Bologna-Inter / NTV Spor
19:30 Man.United-Everton / Spormax
20:00 Beşiktaş-Fenerbahçe / Lig TV
21:00 Real Madrid-Santander / NTV
23:00 Atl. Bilbao-Barcelona / NTV Spor

22 Kasım Pazar

13:30 Konyaspor-Boluspor / D Spor
15:30 Bolton-Blackburn / Spormax
16:00 Milan-Cagliari / NTV Spor
16:00 Kasımpaşa-Trabzonspor / Lig Tv
16:30 Bayern Münih-Leverkusen / TRT 3
18:00 Stoke City - Porstmouth / Spormax
18:30 Hamburg-Bochum / TRT 3
20:00 Galatasaray-Manisa / Lig TV
21:45 Juventus-Udinese / NTV Spor

19 Kasım 2009

2. Tanrı'nın Eli Vakası



Dünya Kupası Play-off'ları Avrupa ayağıda tamamlandı. Gecenin en heyecanlı maçı Stade de France'de oynandı. Trapattoni'nin İrlanda'sı deplasmanda 1-0 öne geçerek Fransızların rehavette olmasının cezasını kesmenin sinyallerini vermişti. Dünya kupasına gitmenin fırsatlarını da yakaladılar ama olmadı. R.Keane'in kaleciyi geçip kaçırdığı pozisyon var mesela. Uzatmalarda penaltılara gider bu maç diye düşünürken yıllar önce Maradona'dan çıkan Tanrı'nın eli bu sefer Henry'den geldi hakem vermedi ve Fransa Domenech'e rağmen Güney Afrika'da. Bu gol çok fazla tartışılır yarından itibaren.


Yunanistan deplasmanda Ukrayna'yı tek golle geçerek 94'ten sonra ilk kez finallere kaldı. Bizim gruptan çıkan Bosna'da Ronaldo'suz Portekiz'e elendi.



Gecenin diğer sürprizini de Rusya'yı eleyen Slovenya yaptı. Hiddink aylar önce Dünya kupasına gidemezsek milli takımı bırakırım demişti. Yarından itibaren Türk milli takımı için adı geçmeye başlar bol bol. Federasyon yabancı teknik direktörde ısrarcıysa Hiddink en doğru tercih olur bence.

İtiraf !


Inter'in 19'luk forveti Balotelli'den her baba yiğidin yapamayacağı bir itiraf geldi. '' Ben Milan taraftarıyım ''. Ezeli rakibinde forma giyip böyle bir açıklama yapmak gerçekten cesaret isteyen birşey. Bizim futbolcularda ise nedense bir takıma transfer olduktan sonra küçüklüğümden beri bu takımı tutuyorum açıklaması geliyor. Acaba Balotelli'nin yaptığı açıklamanın bir benzerini bizim oyunculardan cesaret edip yapabilecek olan var mıdır?

15 Kasım 2009

Kosta Rika 0 - 1 Uruguay


Play-Off'ların Amerika kıtasındaki bölümünde ise elemelerin son maçında şanssız bir şekilde Arjantine yenilen Uruguay deplasmanda Kosta Rika'yı 1-0 yenerek büyük avantaj yakaladı. Uruguay'ın tek golü 21. dakikada Fenerbahçe'li Diego Lugano'dan geldi ..

2010 Play-Off

Milli maçların ilk ayakları tamamlandı Avrupa'da.
İlk maçta Rusya büyük avantaj yakalayıp 2-0 öne geçtiği maçta son dakikalarda gelen golle avantajı Slovenya'ya kaptırdı.

İrlanda'da ise Fransa Anelka'nın golüyle 1-0 kazandı. İrlanda çok kritik pozisyonları değerlediremeyince avantajı rakibine verdi. 2.maç için herşey bitmiş değil özellikle rakip takımın teknik direktörü R.Domenech ise.


Bizim grubun haklı 2.si Bosna ise Portekiz'e deplasmanda tek golle boyun eğdi. Portekiz'in golü B.Alves'ten geldi. C.Ronaldo'yu 2010'da izleyemezsek çok kötü olu ama açıkcası ben Bosna'yı tutuyorum.


Komşuda ise Yunanistan boş tribünler önünde Ukrayna ile golsüz berabere kaldı.


Gecenin diğer maçlarında ise seyir zevki olan hazırlık karşılaşmaları vardı.İlki Katar'da oynanan Brezilya - İngiltere maçıydı. Ama beklediğimden kötü maç oldu. Nilmar'ın golüyle 1-0 kazandı sambacılar.
Diğer yandan Vicente Calderon'da İspanya Arjantin'i konuk etti. Bir hazırlık maçına göre çok sert geçen maçı İspanya X.Alonsonun 2 golüyle 2-1 kazandı. Arjantin'in golünü Messi attı.

Yeni Takım Yeni Forma


Lebron James iki gün önceki Miami maçından sonra gelecek sene forma numarasında değişikliğe gideceğini sölemiş. Bunca yıl sırtında taşıdığı 23 numaranın asıl sahibinin Majesteleri Michael Jordan olduğunu ve bundan sonra kendisinin 2. idolü olan J.Erwin'in numarası olan 6'yı seçeceğini sölemiş. Ee artık New York yetkilileri 6 numaralı formaları hazırlamaya başlarlar herhalde ..